RSS
 

Archive for Ekim, 2009

Flash belleğinize virüs girmesin

31 Eki

Flash Bellek içine bir adet autorun.inf koyuyuroz ve bu dosyanın tüm yazma izinlerini kaldırıyoruz. Böylece başka bir program veya virüs bu dosyayı elleyemiyor. Bu sayede virüs flash belleğe yazılsa da autorun’a giremediği için takıldığı bilgisyarda çalışmayacak. Flashlı anlatım mevcuttur:

http://img293.imageshack.us/my.php?image=flashbellekkorumaaa1.swf

2.Metod

Programı indirin ve resimdeki butona tıklayın. Tüm sürücülerinize silinemeyen bir autorun.inf dosyası atacak. Artık virüs, kendi dosyasını diskinize atamayacak.

http://rapidshare.com/files/130895319/Multi_USBGuard_1.0_TNCTR.exe

 
 

Çok Önemli Bilgisayar Bilgileri

31 Eki

Bilgisayarla ilgili bilmeniz gerek harika taktikler bi pakette. Hepsi çok önemli püf noktalarıdır. Çok önemli bilgisayar bilgilerini paketi indirere ulaşabilirsiniz.

 

Klasöre Arka Plan Resim Koyma
Anında Bilgisayar kapama
Bazı ADSL Modemlerin Kullanıcı giris sifreleri
Bilgisayar Otomatik Kapanmıyor
Bir Explorer Hatasında Tüm Explorer ları Kaybetmeyin
CPU?nuzun kimliği
Görev Yöneticisini Açamıyormusunuz
I386 Içindeki Hangi Dosyalar
İki Bilgisayar Arası Kablolu Bağlantı
İnternet Virüs Testi
Jpg İçerisinde Dosya Saklamak
Kayıt Girdisi hazırlama
Klasör Yok Etme
Klavye Kısayolları
Klavyede Harf Sorunu
Klavyeyi Mause Olarak Kullanmak İstermisiniz
Masaüstüne Kapama Butonu Koyma
Msn de pc kilitleme
Msn şifrenizi çaldırmadan önce yapmanız gereken ayarlar
Office 2003 – 2007 Orjinal Yapma
Pc Acilis Hatalari
Pc nin Açılış Şifresini Kırmak
Programsız Dosya Birleştirme
Scan Disk’ Kapatma
Süper Klasör Gizleme
Sürekli Windows Resetliyor Neden Olabilir
Tehlikeli Yazılımlar
Tek komutla XPyi onarın
Tüm Başlat Çalıştır Komutları
Türktelekom’un yasakladığı sitelere girme
USB Belleklerinizi NTFS’ye Dönüştürün
Usb Kilit Kaldırma
Virüslerin bıraktığı geri dönüşüm kutusunu çöpteki verileri yok etme
Windows Bileşen Kaldırma
Windows Kurulurken Pinball Oynamak
Windows Xp Kısa Yol Tuşları
Xp Deki Casusu Silme
Xp Servis Bilgileri
XP?ye Formatsız Tamir
Xp-Windows Klasöründen Silinebileceklar

 

http://rapidshare.com/files/298344806/K______k_Devler.rar

 
 

Haftanın filmleri

30 Eki

4 yeni film gösterime girdi

Dün vizyona giren ‘This Is It’ ve ‘Kolpaçino’yla birlikte yerli ve yabancı korku filmleri ‘Konak’ ve ‘Korku’ bu haftanın yeni filmleri…

4 yeni film bu hafta gösterime girdi.

KONAK

Cem Akyoldaş’ın yönettiği, senaryosunu Mehmet Akif Turgut ve Funda Çetin’in yazdığı ‘Konak’ta, Funda Çetin, Almeda Abazi, Kerem Fırtına, Sevil Uyar, Paşhan Yılmazel, Damla Debre, Ogün Kaptanoğlu, Öykü Akay, Melahat Abbasova ve Gökhan Çelebi rol alıyor.

Filmin konusu şöyle: 6 üniversiteli arkadaş, hocalarının verdiği kültür mirası projeleri ödevi için aynı gruba düşerler. Truva, Göreme, Pamukkale gibi mekanları seçen grubu hocaları, özellikle Safranbolu projesinden sorumlu tutar. Safranbolu’ya gelirken arabaları bozulur, karşılarına yardım edecek biri çıkar ama güven vermeyen biridir. Az konuşur ve bakışları bir tuhaftır. Aksilikler rezervasyonlarının iptal edildiğinin öğrenmesi ile devam eder ve kalacak yer nerede ise yok gibidir. Buldukları boş bir konağa yerleşirler ya da adeta bu konakta kalmaları için de birileri tarafından yönlendirilirler. Baştan her şey güzeldir ama saatler gece yarısına yaklaştıkça sıra dışı şeyler olmaya başlar.

KORKU

”Korku-Dread” adlı yapım da bu hafta gösterime giren yeni filmlerden.

Anthony DiBlasi’nin yöneteceği filmin senaryosu da DiBlasi’ye ait. Jackson Rathbone, Shaun Evans, Hanne Steen, Laura Donnelly, Jonathan Readwin, Vivian Gray ve Carl McCrystal’ın rol aldığı filmde olaylar şöyle gelişiyor:

Stephen Grace (Jackson Rathbone), yeni tanıştığı evinin alt katında tek başına yaşayan Quaid’in (Shaun Evans) teklifiyle projenin içinde olmayı kabul eder. Stephen’ın sınıf arkadaşı güzel ve sempatik Cheryl Fromm (Hanne Steen) de projeye katılır ve üçlü olarak insanlarla en karanlık korkuları hakkında röportajlar yapmaya başlarlar. Stephen Grace, kardeşini bir trafik kazasında kaybetmiş ve daha sonraki hayatına kontrolsüz bir şekilde devam etmektedir. Quaid ise takıntı halinde insan korkuları üzerinde çalışmaktadır. Arkadaşlarından da tahmin edebileceklerinden daha büyük bir sır saklamaktadır.

THIS IS IT

Pop kralı Michael Jackson’ın son provalarını ve kamera arkası çekimlerini içeren ‘This Is It’ gösterimde.

Jackson’ın hem yaratıcı ortağı, hem de sahne şovunun yönetmeni Kenny Ortega, Randy Phillips ve Paul Gongaware ile birlikte yapımcısı olduğu bu filmin yönetmenliğini de üstleniyor.

Film, Nisan-Haziran 2009 döneminde çekilen, 100 saati aşkın kamera arkası görüntülerinden oluşuyor.

KOLPAÇİNO

Şafak Sezer’in başrolünü üstlendiği ”Kolpaçino”, izleyiciyle buluştu. Yönetmenliğini Atıl İnaç’ın yaptığı filmin senaryosu, Suat Özkan, Kaan Ertem ve Şafak Sezer’in imzasını taşıyor. Sezer’in yanı sıra, Aydemir Akbaş, Hakan Ural, Ali Sürmeli, Eriş Akman ve Hakan Aysev’in rol aldığı aksiyon-komedi türündeki film, birbirine kenetlenmiş 7 kişinin bir günde başına gelenlerin neşeli öyküsü.

 

80 metrelik buzul eridi

30 Eki

Kuzey Kutbunda, Kuzey Buz Denizi üzerinde bir zamanlar yer yer 80 metre kalınlığa ulaşan ve milyonlarca yıl içerisinde oluşmuş olan yaşlı buzul tabakası neredeyse tamamen ortadan kalktı.

Deniz üzerinde kalan buz tabakaları, küresel ısınma nedeniyle buzul özelliğini kaybettiği için, bilimciler, “Kuzey Buz Denizi üzerindeki buzul tabakasının artık fiilen ortadan kalkmış sayılabileceğini” belirtiyor.

Kanada’daki Manitoba Üniversitesi Arktik Sistem Bilimleri araştırma kürsüsü başkanı David Barber, buzullardaki erimenin daha önceki tahminleri aştığını ve “olağanüstü bir hıza ulaştığını” söyledi. Barber, Kanada Parlamentosu’ndaki sunumunda, “Kuzey yarıkürede uzun yıllar boyunca oluşmuş deniz buzullarının artık hemen hemen ortadan kalktığını söyleyebiliriz” dedi. Barber, kalanların sadece, Kanada’nın kuzeyindeki adalar topluluğu arasındaki küçük buzul kütleleri olduğunu söyledi. Barber, denizdeki uzun araştırmaları sonucunda 16 kilometre genişliğinde ve kalınlığı 6-8 metre arasında bulunan bir buzul kütlesi belirlediklerini ancak bu kütlenin de orada bulundukları sırada kısa bir süre içerisinde dalgalar tarafından parçalandığını belirtti. Hesaplamalara göre Kuzey Kutbu’nda 2030 yılında hiç buz kalmayacak.

Yapılan araştırmalarda, denizde açıklarda var olması gereken buzul kütlelerinin yerinde artık ancak yarım metre kalınlığında olan buz kütlelerinin olduğu belirtiliyor. Barber, Kuzey Buz Denizi’nde 30 yıldır araştırmalar yaptığını ve ilk kez böyle bir durumla karşı karşıya kaldığını belirtti.

Barber sunumunda, “Kuzey Kutbu’nda olanlar, bütün dünyada bundan sonra neler olacağını da aynası niteliğinde. Bu nedenle bu soruna büyük bir dikkatle eğilmeliyiz” dedi.

 

Germ hücresinin sırları açığa çıkıyor

30 Eki

İnsan embriyonik kök hücresinden, sperm ve yumurta hücresinin üretimini sağlayan germ hücreleri elde edildi.

Bu buluş sayesinde, erkek sperm ve dişi yumurta hücrelerinin üretimi ile başlayan insan gelişiminin, şimdiye kadar sır olarak kalmış bir çok noktası aydınlatılabilecek. Bu sayede genetik hastalıkların çocuğa geçiş süreci daha iyi anlaşılabilecek ve önleminin alınmasının farklı yolları bulunabilecek.

ABD’nin Stanford Üniversitesinden Dr. Renee Riejo Pera, Nature dergisinde yayımlanan çalışmalarıyla ilgili yaptığı açıklamada, “tam kaynağına giderek, insanın normal ve anormal gelişiminin kökenlerine ulaşmaya çalışıyoruz” dedi.

Yumurta ve sperm hücrelerinin üretimini sağlayan germ hücrelerinin bunu nasıl yaptıklarının, bunun yapılması sırasında hangi genlerin ve yolların kullanıldığının bilinmediğini belirten Pera, genetik yapıların farklı olmasından ötürü, bu gelişimi hayvan germ hücrelerinden anlamanın da mümkün olmadığını ifade etti.

Çalışmaya katılan, Birleşik Krallık Kent Üniversitesinden Darren Griffin, “buluşun sağlayacağı olanaklar devasa boyutlarda. Genetik araştırmalardan, kirlilik dahil, çevre koşullarının hamileliğe etkisine kadar bir çok konu araştırılabilecek” dedi.

 
No Comments

Posted in Sağlık

 

Ares 1-x fırlatıldı

30 Eki

Mekiklerin yerini alması planlanan Arex 1-x roketinin prototipi Florida’daki üsten fırlatıldı.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Ay’a insanlı yolculuklar için geliştirilen yeni kuşak roketi “Ares 1-x” füzesinin prototipini deneme amacıyla fırlattı.

Başarılı geçen denemede iki dakikayı aşkın bir süre tırmanarak 45 kilometre irtifaya ulaşan ve ses hızının 5 katına yaklaşan bir hıza erişen roket, daha sonra paraşütle Atlas Okyanusu’na düşürüldü. Roket, buradan gemilerle alındı.

Test uçuşu sırasında rokete 700 dolayında sensörle basınç, titreşim, ısı, hız ve diğer ölçümler yapıldı. Roket, ileride yapılabilecek Mars yolculuklarına yönelik de bir adım oldu.

Florida Cape Canaveral’deki Kennedy Uzay Merkezinden yapılan fırlatma işlemiyle birlikte, bu kompleksten 1981′de ilk uzay mekiğinin fırlatılmasından bu yana ilk kez yeni bir araç fırlatılmış oldu..

ARES 1-X DENEME UÇUŞUNA HAZIR

“Constellation” programı çerçevesinde Amerikalılar, Ay seyahatlerine yeniden başlamayı, hatta Mars’a insanlı uçuşlar düzenlemeyi tasarlıyor.

NASA, boyu yüz metreye yaklaşan yeni füze konusunda üç senedir çalışıyor.

Cape Canaveral’deki Kennedy Uzay Merkezinde uzay mekiklerini fırlatmak için kullanılan 39B fırlatma rampasında 30 sene aradan sonra ilk kez yeni bir füze bulunuyor. 39B’den iki km uzaktaki 39A rampasında ise Atlantis uzay mekiği 16 Kasımda fırlatılmayı bekliyor.

Amerikan yönetimi tarafından görevlendirilen bağımsız bir komisyon, NASA’ya, Ay’a tekrar astronot gönderme planlarını gözden geçirmesi gerektiğini bildirmiş, Ares füzesinin yanlış seçim olduğunu açıklamıştı.

 

Kök Hücre

30 Eki

Kök hücreler, birçok dokuda bulunan ve değişerek vücudun diğer dokularını oluşturma yeteneğine sahip bir grup hücredir. Kök hücrelerin vücuttaki diğer tip hücrelere farklılaşma özelliğinin keşfedilmesi ile birlikte bu hücrelerin kanser, felç, Parkinson, Alzheimer, omurilik zedelenmeleri, kalp ve birçok genetik kaynaklı hastalıkların tedavisinde kullanılabileceği fikri ortaya çıkmıştır. Günümüzde kök hücreler özellikle kemoterapi ve/veya radyoterapi gören kanser hastalarının kan ve bağışıklık sistemini yeniden canlandırmak için kullanılıyor.

Kök Hücre hakkında ansiklopedik bilgi

Kök hücreler, birçok dokuda bulunan ve değişerek vücudun diğer dokularını oluşturma yeteneğine sahip bir grup hücredir. Kök hücrelerin vücuttaki diğer tip hücrelere farklılaşma özelliğinin keşfedilmesi ile birlikte bu hücrelerin kanser, felç, Parkinson, Alzheimer, omurilik zedelenmeleri, kalp ve birçok genetik kaynaklı hastalıkların tedavisinde kullanılabileceği fikri ortaya çıkmıştır.

Günümüzde kök hücreler özellikle kemoterapi ve/veya radyoterapi gören kanser hastalarının kan ve bağışıklık sistemini yeniden canlandırmak için kullanılıyor. Embriyodan, kordon kanından veya kemik iliğinden elde edilebilen kök hücreler vücudun “kaynak” hücreleridir.

Kordon kanı kök hücreleri çok değerli oldukları ve sadece doğumda toplanabildikleri için toplama işleminin bu konuda uzman hekimler tarafından yapılması, toplanma sonrası işlemlerin uzman kişilerce yürütülmesi ve örneklerin uygun koşullarda saklanması gerekiyor.

Kordon kanı bebek doğar doğmaz ilk 10 dakika içinde, göbek bağı kesildikten sonra göbek bağının plasenta tarafında kalan bölümünden alınır. Bu kan, toplanmadığı tüm durumlarda plasenta ile birlikte atıldığından, toplanması normal doğum prosedürünü ve bebeği herhangi bir şekilde etkilemez. Genelde toplama işlemi doğum esnasında doğumu yaptıran hekim tarafından yapılır. Hem normal yolla hem de sezaryen doğumlarda uygulanabilir.

Sadece birkaç dakika alan kordon kanının toplanması işlemi; basit, tehlikesiz ve acı vermeyen bir uygulamadır. Bilindiği gibi bebek doğduktan hemen sonra göbek kordonu bağlanarak ayrılır ve bu ayrılmadan hemen sonra eğer kordon kanı toplanacaksa plasentaya bağlı olan kordonun içindeki kan özel bir sistem yardımıyla pıhtılaşmayı önleyici madde içeren kan torbası içine toplanır. Yaklaşık 35 – 120 mililitre kan alınabilir. Araştırmalar çok miktardaki kök hücre örneklerinin nakil sonrası daha başarılı sonuç verdiğini kanıtlamıştır.

Toplanan kan 36 saat içinde kordon kanı bankası laboratuarına gönderilir. Kordon kanı laboratuarda özel yöntemler ile dondurulur ve sıvı azot içinde saklanır. Dondurulan hücreler daha sonra gerek duyulduğunda çözülerek tedavide kullanılabilir.

İlk kordon kanı nakli 1988 yılında gerçekleştirildi. 1995 yılından itibaren dünyada kordon kanı bankaları yeni doğanların kordon kanlarının saklanabilmesi için yaygın olarak faaliyete geçti.

Çocuklarının kordon kanına ihtiyacı olan ve/veya ileride ihtiyaç olduğunda kullanılmak üzere bebeklerinin kordon kanını saklamak isteyen aileler için kordon kanı bankasında belirli bir ücret karşılığında saklama işlemi yapılıyor. Aile bir süre sonra saklama işleminden vazgeçerse kendilerinden izin alınarak kordon kanları imha edilebiliyor veya kök hücre nakli ihtiyacı olabilecek hastaların tedavisi için saklanmaya devam edilebiliyor.

Kordon kanı kök hücrelerinin, diğer tip kök hücrelere göre avantajları

Kordon kanı kök hücreleri elde edilebilecek en genç kök hücreler olup bunlar saklanmak için dondurulduklarında yaşlanma ve yıpranma süreçleri de durdurulmuş olur. Kordon kanı kök hücrelerinin kemik iliği kök hücrelerine göre üreme hızı daha fazladır.

Kemik iliği nakli için alıcı ile verici arasında çoğunlukla tam bir doku (HLA) uyumu olması gerekir. Kök hücrelerin bağışıklık red cevapları henüz tam olarak gelişmediğinden kordon kanı naklinde tam bir uyum olmasa da başarı sağlanabilir. Bu özellik aile bireyleri arasında kordon kanı nakli gerçekleştirilmesine olanak sağlar.

Saklanan kordon kanındaki kök hücreler, gerekli olduğu durumda hemen kullanılabilecek halde olurlar. Bu durum, hastalıkların ilerlemesini önleyebilmek için en kısa sürede tedavinin zorunlu olduğu durumlarda önem kazanır.
Kök Hücreler nereden elde edilirler
İnsan türü tek bir hücrenin çoğalmasıyla meydana gelmiştir bu hücre zigot olarak adlandırılır. Bu yapı döllenmeden hemen sonra oluşur. Zigot daha bölünmeye başlar ve bu bölünme sonucunda embriyo (cenin) meydana gelir. Embriyo bölünmeye devam eder ve embriyonun hücre sayısı katlanarak artar. Döllenmeden yaklaşık 5 gün sonra ise 150 hücre civarında içi sıvı ile dolmaya başlayan kistik bir yapı oluşur. Bu yapı blastokist olarak adlandırılır. Blastokist bir kum taneciğinden daha küçüktür ve içerisinde artık iki tür hücre gurubu barındırmaktadır. Bu yapının iç kısmında bebeği oluşturmak üzere gruplanan hücreler embryonik hücreler olarak adlandırılır. Bu hücre gurubu vücudun bütün organ ve dokularını oluşturmak üzere çoğalıp yönleneceklerdir ve tıp dilinde pluripotent hücreler olarak adlandırılırlar. Dolayısıyla embriyo bölünmeye başladığından itibaren oluşan kök hücreler embriyonik kök hücrelerdir. Pratikte embriyonik kök hücre denince blastokist içerisindeki embriyoblast denilen ve bebeği oluşturmak üzere farklılaşmış hücreler anlaşılır.

Kök hücreler aynı zamanda embriyonun bundan sonraki gelişme dönemlerinde yani fetus denen aşamada, doğumla birlikte kordon kanında ve yetişkin vücudunda da özellikle kemik iliği ve yağ dokusunda bulunurlar. Embriyonik kök hücrelere göre gelişmenin daha sonraki basamaklarında görülen bu hücreler elde edildikleri döneme göre giderek daha sınırlı bir bölünme ve farklılaşma yeteneği gösterirler. Yetişkin kök hücreler daha ziyade elde edildikleri organ ve dokuya dönüşme eğilimindedirler ve multipotent kök hücreler olarak adlandırılırlar. Yetişkinde her organ ve dokuda aynı sayı ve potansiyelde kök hücrelere rastlanmaz. Örneğin, beyinde bu hücreler oldukça az sayıda bulunmaktadır. Bu nedenle beyin hasarlarında bir kemik veya doku gibi organ yenilenmesi olmaz, hasar genellikle kalıcıdır ve ciddi sonuçlar doğurur. Günümüzde, araştırmacılar yetişkin dokulardan elde edilen kök hücrelerin diğer organ ve dokulara farklılaşması yönünde çalışmalar yapmaktadırlar.
Kök Hücre Tedavisi
Vücudumuzun önemli bir bölümünde beyin, kalp, karaciğer gibi organlara farklılaşmış hücreler ciddi hasarlar gördüklerinde doğal biçimde yenilenemez. Kök hücreler bölünebilme ve farklılaşma yetenekleri sayesinde sağlıklı ve işlev gören hücrelere farklılaşabilirler. Bu nedenle hastalık veya yaralanma nedeniyle hasar göre organ ve dokuların yenilenmesinde kullanılabilirler.

Hastalanmış hücrelerin sağlıklı hücrelerle değiştirtmesine yönelik bu tedavi biçimi ” hücre tedavisi” olarak adlandırılmaktadır. Bu tedavi organ nakline benzerlik göstermektedir, ancak organ yerine hücreler kullanılmaktadır. Organ nakline göre bir diğer farkı sağlıklı hücreler kişinin kendisinde alınabilir ve bu nedenle de doku uygunluğu gibi sorunlarla karşılaşılmaz. Diğer taraftan, kordon kanı hücreleri de aynı amaçlarla kullanılabilmektedir. Ancak kordon kanı hücreleri de sanıldığının aksine kısıtlı bir kullanıma sahiptirler.

Uygun vericinin sağlanmasıyla yapılan kök hücre tedavileri kan kanseri ve diğer bazı kanser türlerinde yaygın kullanılan ve bilinen tedavi yöntemleridir. Ancak, belirgin yan etkiler ve verici bulunmasındaki zorluklar kullanımı sınırlandırmaktadır. Gelecekte kişinin kendi kök hücrelerinde yapılabilecek genetik değişimlerle birlikte yapılabilecek tedaviler daha yaygın ve etkili bir kullanım sağlayabilir.

Günümüzde araştırmacılar organ naklinin yerini alabilecek ve organ nakli olanağı olmayan hastalar için kullanılabilecek kök hücre tedavisi ile ilgili çalışmalar yapmaktadırlar. Dolayısıyla, kök hücre tedavileri henüz araştırma bazındadır. Ancak, kalp kasının yenilenmesi, diyabet, romatizma grubundaki hastalıklar, sinir sistemi hastalıları ( Parkinson, Alzheimer) sinir sitemi ve omurilik yaralanmaları, karaciğer hasarları gibi birçok konuda umut vaat eden çalışmalar hızla devam etmektedir. Klinik olarak, ortopedik kusurlar, impotans gibi bazı ürolojik rahatsızlıklar ve deri hastalıklarında hücre tedavisi diğer durumlara göre daha fazla yol almıştır. Ancak, kök hücre tedavisi omurilik yaralanmalarını da içermek üzere henüz kuramsal temellidir ve pratiğe yansıyan çok az bilgi ve gelişme vardır.

 
No Comments

Posted in Sağlık

 

29 Ekim ve Atatürk

30 Eki

29 Ekim 2009… Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 86.yılını kutladık. Dile kolay 86 yıl. İlk kurulduğu yıllarda herkes yada çok büyük bir çoğunluk ne kadar emin, istekli ve güven doluymuş herkes çok kararlı… Zamanla kimlerin elinden geçtik, kimler nerelere çekti götürdü bu ülkeyi. Ama değişmeyen tek bir şey var iyisinin de kötüsünün de aklında. ATATÜRK!

Herkesin konuştuğu, bütün dünyanın takip ettiği büyük insan.. Hala diyoruz ” o yaşıyor olsa herşey çok farklı olurdu ” diye.. Kesinlikle olurdu! Ama yeni bir ” büyük insan ” neden yetişmiyor bu ülkede? Adı sanı belli olmayan insancıklar her an her dakika her yerden çıkıp bambaşka yerlere sürükleyebiliyor bizim insanlarımızı. 86.yılı kutladık ama kimde o eski zamanlardaki coşku, heyecan vardır? Nerdeyse hepimiz için 29 Ekim sadece normal bir gün. Ne kadar acı.. Halbuki aynı yöne bakan, birbirine kenetlenmiş, sevgi ve saygının anlamını bilen 70 milyon insan coşkuyla güvenle yeniden ayaklansa, dese NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE diye… Bütün dünyaya karşı bir duruşumuz olsa, dimdik ayakta duran bi Türkiye görse herkes. O zaman bugün nasıl kutlanırdı düşünelim bir.

Ama yine de çaba göstermek için çok fazla nedenimiz var. Herkese rağmen.. Yaşayabiliyoruz, sevdiklerimiz yanımızda. Herkesin gösterebileceği sevgi ve saygı sadece etrafındakilere gösterebilecekleriyle sınırlı değil çevremizdekilere de bunu göstermek hatta bunun dersini vermek durumundayız. Biz Türkiye’yiz! Geleceğe ne kadar umutla bakıyoruz bilinmez ama hepimiz birer umuduz.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

 
No Comments

Posted in Genel

 

Çılgın sex taktikleri

29 Eki

1. Dışarı çıktığınızda iç çamaşırı giymeyin ve bunu onun kulağına fısıldayın, bir an önce eve gitmek için can atacağına eminiz.

2. Ona özel bir striptiz şov yapın.

3. Tartıştığınız zamanlar bile seksten uzak kalmayın, kızgınken normalden çok daha fazla ateşli olabilirsiniz.

4. Seks sırasında zevk aldığınızı belirten sesler çıkarmaktan çekinmeyin ve ona iltifat edin.

5. Yatak odasının sınırlarını aşmaya istekli olun; salondaki kanepede, halının ya da masanın üzerinde sevişin

6. Kegel egzersiziyle bu bölgedeki kaslarınızı geliştirin.

7. Nasıl bir seks istediğinizi sevgilinize açıkça söyleyin. Romantik ve yavaş mı, yoksa vahşi mi?

8. Sıcak sürprizler hazırlayın. Örneğin doğum gününde ona yapmak istediklerinizi yazın ve kartonları evin her bir köşesine saklayın. Onları buldukça sizinle birlikte olmak için çıldıracaktır.

9. Denemek istediğiniz pozisyonları küçük kağıt parçalarına yazın ve çekiliş yapın.

10. Birlikte banyo yapmanın keyfine varın, küveti hoş kokulu yağlarla ve kokularla doldurup içine atlayın.

 
 

Burçlar ve sex 2010

29 Eki

Burçlar ve sex 2010 2011
Koç

Kadın

Koç kadını için seks spor gibidir. İçindeki güçlü enerjiyi boşaltabileceği muhteşem bir egzersizdir. Bu yüzden Koç kadınları ilişkilerinde seksi ön planda tutarlar. Sevişme esnasında aktif olmaktan ve partnerini yönetmekten hoşlanırlar. Utangaçlık gibi bir problemleri yoktur. Bu yüzden loş ışıklar ve romantik ortamlara gereksinim duymazlar. Gündüz yada bol ışıkta sevişmeyi tercih ederler. Fazla aşk oyunlarına ihtiyaç duymadan sonuca gidebilirler.

Erkek

Koç erkekleri, her zaman, her yerde ve her şartta seks yapabilirler.Burcun kadınları gibi onlar da seksi spor gibi ele alırlar. Biraz egoist davransalar da partnerlerini mutlu etmeden bırakmazlar.Aşk oyunlarını fazla uzatmazlar, buna karşın sonuca çok geç ulaşmaları ve kısa süre de tekrar sevişebilmeleri partnerlerini mutlu eder. Romantik kadınların bu erkekten uzak durmaları gerekir.

Boğa

Kadın

Boğa kadını için seks şık bir mekanda yenen lezzetli bir yemek gibidir. İyi dekore edilmiş bir yatak odası, lüks bir otel ve şampanya Boğa kadınını hemen harekete geçirir. Sevişme esnasında klasik pozisyonları tercih eder. aceleyi hiç sevmezler. Sürprizleri sevmez. Her zaman denediği ve sevdiği şekilde sevişmek ister. Değişik mekan ve pozisyonlar bir anda zevkini kaçırır.Yine de zamanla yenilikleri kabul edebilir. Çünkü o,bu dünyada tadılacak her tür zevki tatmaktan yanadır.

Erkek

Boğa erkekleri için seks, önce üremektir. Partneri ile bir çocuk sahibi olmak üzere seviştiği zaman inanılmaz bir performans sergiler. Bir gecelik ilişkilerden, alelacele sevişmelerden nefret eder. O da Boğa kadınları gibi klasik pozisyonları tercih eder. Partnerinden bolca sevilmek ve okşanmayı talep eder. Bu konuda koca bir bebek gibidir. Geç uyarılır ama bir kere uyarılınca saatlerce sevişebilir. Onu durdurmak zordur.

İkizler

Kadın

İkizler kadını için seks aktif zekasını kullanmadığı tek alandır. Çoğu zaman zihnini boşaltmak, sinirlerini gevşetmek amacı ile sekse ihtiyaç duyar. Gülerek, konuşarak sevişmeye bayılır. Partnerinin kışkırtıcı konuşmalar yapmasından hoşlanır. Erotik telefon konuşmaları, yazışmalar onu kolayca baştan çıkarır. Romantizmden hoşlanmaz, hatta bu onu güldürür. Uzun süren entelektüel tartışmalardan veya bütün gece eğlendikten sonra seks yapmak isteyebilir. Sürekli aynı partner, aynı yer, aynı teknikler ona göre değildir.

Erkek

İkizler erkeği değişikliklerden hoşlanır. Bu değişikliklerin içinde partner değişikliği önemli bir yer tutar. Sürekli aynı kişi ile seks bir İkizler erkeğini iktidarsızlığa bile sürükleyebilir. Seks onun için oyun gibidir. Bu yüzden aşk oyunlarını çok iyi bilir. Değişik mekanlar, pozisyonlar seks hayatının vazgeçilmez parçasıdır. Kimi zaman bir yeni yetme gibi davranabilir. Kendini güçlükle kontrol eder.

Yengeç

Kadın

Yengeç kadını için seks son derece doğal bir aktivitedir. O dünyaya bir sürü çocuk getirmek için gelmiştir ve her seviştiğinde doğurganlığını hisseder. Kimi zaman çocuksu ve pasif olur kimi zaman anaç ve sevecen. Mekan onun için çok önemlidir. Yumuşak ve büyük bir yatak, şömine ve yiyeceklerle dolu bir masa Yengeç kadının aklına bir bebek (sevişmek) yapmayı getirir. Sevilmekten, okşanmaktan, bir çocuk gibi öpülmekten çok hoşlanır.

Erkek

Yengeç erkeğine güzel bir yemek yapıp sarılıp kucaklarsanız kendini sekse hazır hisseder. Biraz ana kuzusudur ama kurda dönüşmekte gecikmez. Son derece duygusaldır, aşık olduğu kadınla sevişmekten hoşlanır. Bunun aksi olursa kendini yetersiz ve güvensiz hissedebilir ve bütün şevki kaçar. Yengeç kadınları gibi o da mekana hassastır. Kendini sıcak yuvasının yatak odasında bir Aslan gibi hisseder. Yabancı mekanlar ise zevkini kaçırır.

Aslan

Kadın

Aslan kadını son derece ateşlidir ama onun ateşini körükleyecek bir partneri olursa. Bu da ne kadar güzel ve çekici olduğunun, hiçbir kadının onunla boy ölçüşemeyeceğinin söylenmesinden geçer. İnisiyatif almaktan hoşlanır, kendi yöneteceği pozisyonları tercih eder. Lüks ve ihtişamlı mekanlarda kendini daha iyi hisseder. Sevişme sonrasında mutlaka ne kadar muhteşem olduğunun söylenmesini bekler.

Erkek

Aslan erkeği için seks ne kadar güçlü olduğunu gösterebileceği bir alandır. Bu yüzden kendine fazla güveni olan bir partner ile mutlu olamaz. O da burcunun kadını gibi pohpohlanmaktan ve ne kadar süper bir erkek olduğunun söylenmesinden çok hoşlanır. Çok sık seks yapmak istemeyebilir ama özellikle iş yaşamında bir başarı elde ederse performansı yükselir.

Başak

Kadın

Başak kadını hayatının diğer alanlarında olduğu gibi cinsel yaşamında da titizdir. Hem kendisi hem de partnerinin hijyeni onun için çok önemlidir. Bu yüzden sık sık banyoda sevişmek isteyebilir. Çekmecesinde en iyi marka prezervatifleri bulundurur. Temiz ve kolalanmış beyaz çarşaflar onu uyarmak için yeterli olabilir. Partnerinin nelerden hoşlandığını hemen anlar. Kendisi de aynı ilgiyi bekler.

Erkek

Başak erkeği de kadını gibi hijyene çok düşkündür. Değişik tekniklerden hoşlanır ama bazen kendini o kadar çok tekniğe kaptırır ki duygularını yaşamakta zorlanır. Mükemmeliyetçiliğini yenebilirse seks onun için daha zevkli bir hale gelir. Çoğu zaman partnerini acımasızca eleştirebilir. Bu eleştirileri kendine yönelterek de acı çektiği olur. Aşırı detaycılığı bazen de onu mükemmel bir aşık haline dönüştürebilir çünkü partnerinin isteklerini eksiksiz yerine getirir.

 
 

Evlenmek ne kadar çekici

29 Eki

Yıllardır çiftlere evlilik terapisi veren Psikiyatrist Doç. Dr. Armağan Samancı’yla yaptığımız röportajdan sonra, “kesin doğru” dediğiniz bu yargıları tekrar gözden geçirme ihtiyacı duyabilirsiniz.

“EVLİLİK 15-20 YIL SONRA ÇOK DAHA FAZLA MODA OLACAK!”

Neden mi evlilik daha popüler olacak? İşte cevabı: “Dünyadaki rakamlara bakarsanız evlilik sayıları artıyor. Ben bu konuda yıllardır şunu iddia ediyorum; bence evlilik en sağlam kurum. Dünyada krallıklar yıkılıyor, yönetimler değişiyor ama tarihsel olarak Roma döneminden beri, bu formatta devam eden tek kurumsal yapı evlilik ve eminim ben ölene kadar da bu kurumsal yapı dünyadaki birçok değişime rağmen ayakta duracak.

Ama şöyle bir durum da var; ülkemizde eğitimli grup insan daha geç evleniyor ve metropolleşmeyle birlikte sosyal olarak tanışma imkânları azalıyor. Bunun yanı sıra beklentiler arttı ve olumsuz durumların abartılmasıyla “bütün çiftler boşanır, her erkek aldatır” gibi bazı yargılar yerleşti. Şu an evlenmeyen bu grup güvensizlikleriyle, korkularıyla yaşayıp evliliğe sıcak bakmıyorlar. Ama ilerleyen yıllarda, evlenmeden 40’lı yaşlara gelen bu jenerasyon, evliliğin o destek sağlayan yapısının ihtiyacını hissedecek ve “biz evlenmedik şunlar eksik kaldı” şeklinde deneyimlerini aktarmaya başlayacak. Bunları fark eden genç jenerasyon da eksik olanı arayacak ve evliliğe daha sıcak bakacak.”

Doğru evliliğin matematiği

Geçmişten günümüze dek önemini sürdüren evlilik konusunda bu kadar talep varken insanın aklına gelen bir başka soru, “peki o zaman neden boşanma oranları bu kadar çok?” olabilir. Bu soruya www.evlilik merkezi.com sitesinin evlilik danışmanı da olan Doç. Dr. Armağan Sabancı’nın cevabı doğru evliliğin matematiğini çözmek oluyor.

“İnsanlar bir takım kriterlerle evleniyorlar: Düzgün insan, para kazanan insan… Bunlar normal evlilik kriterleri ve birçok insanın aradığı şeyler. Ama bizler çalışma hayatımız boyunca, evlilik öncesi ve evlilik sonrası yani boşanan çiftleri gördüğümüz için, bazı dataların gerçekten iyi evliliği belirlediğini, birtakım dataların da kötü evliliği belirlediğini görüyoruz. Bu sayede sadece benim değil, bu alanda çalışan psikiyatrist, psikoterapist arkadaşların da kafasında doğru evliliğin matematiğine dair böyle bir modelleme oluşuyor.

Akıllı eşleştirme sistemiyle “bay/bayan doğru”yu buluyoruz!

Biz sitede tüm bu özelliklerin yanı sıra kültürel olarak da farklılıkların içine katıldığı, ilişkinin gidebilirliğini, uyum derecesini ölçen birtakım faktörlerin bir araya geldiği, akıllı eşleştirme dediğimiz bu sistemi kullanıyoruz. Akıllı eşleştirme sisteminde, akıllı molekül dediğimiz geri planda çalışan birçok veri var. Sitede ayrıntılı sorularla nasıl bir karakterde olduğunuz belirleniyor, karakter analiz raporu sunuluyor. Bununla birlikte sizin kriterleriniz belirleniyor, örneğin, belli bir bölge ya da belli bir yaş veya gelir seviyesine dair tercihler olabilir. Bütün bunlar belirledikten sonra, akıllı eşleştirme dediğimiz veri tabanında bir çalışma yapılıyor ve hem sizin kriterleriniz hem de karşı tarafın kriterleri birleştiği zaman, size tanışabileceğiniz eş adayları sunuluyor.

 

Kadınlar işsiz

29 Eki

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) tarafından yapılan araştırmaya göre, uzun süreli işsizlik oranı her eğitim seviyesi için kadınlarda daha yaygın.

Prof. Dr. Seyfettin Gürsel, Duygu Güner ve Burak Darbaz tarafından 2006 Hanehalkı İş Gücü Anketi (HİA) ham verileri kullanılarak hazırlanan BETAM’ın araştırmasına göre, Türkiye işgücü piyasası, iş gücüne katılım, işsizlik oranı gibi önemli göstergelerde cinsiyete bağlı olarak büyük farklılıklar gösterirken bu farklılıklar işsiz kalma sürelerine de yansıyor.

TÜİK tarafından açıklanan Mayıs 2009 işsizlik süreleri istatistikleri incelendiğinde bu farklılaşma görülürken, işsizler arasında uzun dönemli işsizlerin payı kadınlarda yüzde 33 iken, erkeklerde yüzde 24 olarak gerçekleşti. Kısa dönemli işsizlik ise işsiz erkekler arasında daha yaygın bir durum olarak ortaya çıkarken, erkeklerde kısa dönemli işsizlerin toplama oranı, kadınlardakinden 6 yüzde puan daha yüksek oldu.

Araştırmada kadınlarda, uzun süreli işsizlerin toplam içindeki payının erkeklere kıyasla daha yüksek olmasının arkasında yatan nedenler, rezervasyon ücretleri (kişinin iş teklifini kabul etmek için razı olacağı en düşük maaş ya da ücret) ve iş gücü piyasasında olası ayrımcı eğilimler olmak üzere iki ana çerçevede açıklanabileceği belirtildi.

Araştırmada, işsiz kadınların eğitim seviyelerinin işsiz erkeklere göre yüksek olduğu görülürken, dikkati çeken bir diğer nokta ise üniversite mezunu kadınların ağırlığı oldu. İşsiz erkekler arasında üniversite mezunlarının payı yüzde 9,4 olarak belirlenirken, kadınlarda bu pay yüzde 21,3 düzeyinde bulunuyor.

İşsiz kadınların yüzde 39,6′sı lise mezunu iken aynı oran erkeklerde yüzde 25,4 olarak tespit edildi. Çalışan kadınların erkeklere kıyasla daha büyük bir kısmı üniversite mezunu iken, kadınlarda bu oran yüzde 30,5, erkeklerde ise yüzde 13,8 olarak belirlendi. Araştırmaya göre, uzun süreli işsizliğin her eğitim seviyesi için kadınlarda daha yaygın olduğunu gösteriyor.

Kadınların iş tecrübesi daha az
BETAM’ın araştırma notuna göre, rezervasyon ücretlerinin belirlenmesinde iş gücü piyasasında olanların eğitimi kadar iş tecrübesi de rol oynuyor. İş tecrübesini doğrudan ölçmek eldeki verilerle mümkün olmasa da kişinin daha önce çalışıp çalışmadığı bilgisi en azından iş tecrübesi olup olmadığının göstergesi olurken, daha önce çalışmış olmak işsizlik sürelerini oldukça kısaltıyor.

Daha önce çalışmış kişilerde kısa süre (1-5 ay) işsiz kalanların oranı yüzde 53 olarak belirlenirken, yine aynı grupta bir yıldan uzun süre işsiz kalma ihtimali yüzde 32 iken, daha önce herhangi bir işte çalışmamış kişiler için aynı ihtimal yüzde 55 olarak tespit edildi.

Kadın işsizlerde daha önce herhangi bir işte çalışmamış olanların oranı yüzde 36, erkeklerde ise bu oran yüzde 16 oldu. Bu nedenle daha önce çalışmamış olanlar için gözlemlenen uzun işsizlik süreleri özellikle kadınları etkilerken, bu veriler ışığında, kadınların işsizlik sürelerinin daha uzun olmasında iş tecrübesi eksikliklerinin etkili olduğu görülüyor.

Araştırmada, kadınların iş gücü piyasasındaki durumlarını düzeltmek için daha önce çalışmamış olan kadınların iş gücü piyasasına uyumunu kolaylaştırıcı politikaların öneminin büyük olduğuna işaret edilirken, bunun da ancak iş gücüne katılan kadınların iş arama/iş bulma yetkinliklerinin geliştirilmesi, iş garantili meslek kursları, işverenlere yönelik kadın istihdamı teşvikleri benzeri projelerle kadın iş gücünün desteklenmesi ile gerçekleştirilebileceğinin altı çizildi.

Araştırmaya göre, umudu kırılan kadınların işsiz kadınlara oranı yüzde 32 gibi yüksek düzeyde seyrederken erkeklerde bu oran yüzde 18 seviyesinde kaldı. Araştırmada, “Açıkça görülmektedir ki umudu kalmadığı için iş gücü piyasasından çekilme, kadınlarda göreli olarak daha yaygın bir olgudur, yani kadınların daha uzun süreli işsiz kalışının arkasında iş gücü piyasasında kalmak için gösterilen bir kararlılık yatmamaktadır” denildi.

Kadınların iş gücüne katılımı…
Araştırmaya göre, sosyokültürel yapı kadınların iş gücüne katılımını ve dolayısıyla istihdam ve işsizlik durumlarını belirleyen bir diğer önemli faktör olurken, araştırmada şunlar ifade edildi:

“Ataerkil aile yapısında kadın gelirinin ek gelir olarak değerlendirilmesi ve kadınların temel sorumluluğunun ev içi işler olduğu algısı da bu duruma katkıda bulunmaktadır. Bir başka deyişle iş bulamayan kadınlar için ev işleri ile meşgul olmak her zaman kabul edilebilir ve üretken bir faaliyet olduğu için iş arayan kadınlar olası iş fırsatlarını değerlendirirken ev işlerindeki üretkenliklerini de göz önünde bulundurarak hareket etmektedir. Rezervasyon ücretleri ev işlerindeki üretkenlikleri de kapsayacağından bir kadın ile bir erkeğin rezervasyon ücretleri farklılaşacak, ev içi üretimin ekonomik değeri nedeniyle kadınların rezervasyon ücretleri görece daha yüksek bir seviyede oluşacaktır. Ev işlerindeki üretkenlik rezervasyon ücretlerini yükselterek bu beklentileri karşılayacak iş bulma olasılığını düşürecek, dolayısıyla kadınların işsiz kaldıkları süreyi uzatacaktır. Bu nedenle kadın istihdamının önündeki en önemli engellerden biri belki de bu ev içi sorumluluklardır.”

İşverenlerin, aynı üretkenliğe sahip bir kadın ve bir erkek arasında tercih yaparken erkeği istihdam etme eğiliminde olması, kadınların iş arama sürelerini ve dolayısıyla işsiz kalma sürelerini uzatacağının altı çizilen araştırmada, bu nedenle, mevcut çalışmanın, işverenlerin olası cinsiyet ayrımcılığını ölçmeye izin veren işveren anketleriyle desteklenmesi gerektiği belirtildi.

 
 
  • Kahve

    Dizi izle