Ekim 2009 için Arşiv

Adobe Photoshop CS4 Extended 32 & 64 Bit

Salı, 27 Ekim 2009

Image

Adobe Photoshop CS4 Extended 32 & 64 Bit

Create powerful images with the professional standard!
Adobe Photoshop – the essential software for perfecting your images, Adobe Photoshop CS4 now offers productivity and workflow enhancements, powerful new editing tools, and breakthrough compositing capabilities.

Adobe P (daha fazla…)

Regedit Püf Noktaları

Salı, 27 Ekim 2009

Belgeler Menüsünü Kaldırın.
HKEY_CURRENT_USER\Software\Microsoft\Windows\Current
Version\Policies\Explorer’da Yeni*IkiliDeğeri açın ve dosyaya “NoRecentDocsMenu” yazın. Çift tıklayın.
Değer verisini 01 00 00 00 yapın.

 

             Başlat Menüsü’nde Oturumu Kapat’ı Kaldırın.
HKEY_CURRENT_USER\Software\Microsoft\Windows\Current
Version\Policies\Explorer’da Yeni*IkiliDeğeri açın “NoLogOff” yazın.
Çift tıklayın. Değer verisini 01 00 00 00 yapın. Eski haline getirmek
için 00 00 00 00 yapın.

(daha fazla…)

Çocuk ne yaşarsa onu öğrenir…

Salı, 27 Ekim 2009
ÇOCUK NE YAŞIYORSA ONU ÖĞRENİR

Eğer, bir çocuk sürekli eleştirilmişse;

Kınamayı ve ayıplamayı öğrenir.

Eğer, bir çocuk kin ortamında büyümüşse;

Kavga etmeyi öğrenir.

Eğer, bir çocuk alay edilip aşağılanmışsa;

Sıkılıp, utanmayı öğrenir.

 

Eğer, bir çocuk sürekl (daha fazla…)

Mutlu Aile Yaratmak

Cumartesi, 24 Ekim 2009

En önemli hazinemizdir ailemiz. En kötü günlerimizde sığındığımız, teselli, sıcaklık ve sevgi aradığımız ailemiz. Bazen geçimsizlik olsa da bu geçimsizliği uzatmadan mutlu aile tablomuza geri dönmek isteriz. Peki bu nasıl olmalı? İşte size mutlu aile olmanın sırları;şinize ve çocuklarınıza hitap tarzınızdan tutun da sabırlı ve dengeli olmanıza kadar pek çok etken kurduğunuz yuvanın kalitesini belirliyor. Nasıl bir aile olduğunuzu tanımlamakta güçlük çekiyor ya da sorunların kaynağını merak ediyorsanız ‘iyi aile’ olmanın evrensel doğrularına kulak vermelisiniz.
Mutlu Aile Olmanın Sırları
Eşinizle ve çocuklarınızla ilişkilerinizde zaman zaman sıkıntıya düşersiniz çözüm üretemezsiniz. Kızınızın üç yaş asilikleri oğlunuzun ergenlik sorunları eşinizin işten yorgun gelip televizyon başında sızması… Bazen hepsi üst üste gelir bazen sadece birisi oturur gündeminize. Bir sorunla karşılaştığınızda genellikle olaya farklı bir açıdan da bakabileceğinizi unutup bozuk plak gibi takılır kalırsınız. Sonra biraz sakinleşip eşe dosta danışır ya da meselenin ciddiyetine göre bir uzmandan yardım alırsanız çözümsüz problemin olmadığını görür ve daha önceki hatalı davranışlarınızdan ötürü mahcubiyet hissedersiniz. Mesela ilköğretim birinci sınıfa giden oğlunuz bütün uyarılarınıza rağmen çantasını akşamdan hazırlamak yerine sabaha bırakıyor ve servise yetişme telaşı içinde tüm aileye gergin dakikalar yaşatıyor. Siz düzeni ve tertibi seven bir annesiniz; ama eşiniz biraz daha esnek ve rahat olmaktan yana olduğu için “Çocuğu bu kadar bunaltma canım.” diyor size. Üstelik bu düşüncesini oğlunuzun yanında dile getiriyor ve artık sözünüzün dinlenmeyeceğini isteklerinizin dikkate alınmayacağını hissedip öfkeleniyorsunuz. Bu durumda eğer bir çıkış yolu bulamazsanız siz her akşam “Oğlum çantanı hazırla öyle yat.” demeye oğlunuz bir türlü sizi dinlememeye eşiniz sabah sabah havayı gerginleştirdiğiniz için size çıkışmaya devam edecek. Peki meseleye farklı bir çerçeveden nasıl bakarsınız; Öncelikle her olayda olduğu gibi bu olayda da hatayı sorumluluğu ve çözümü yarı yarıya paylaşmalısınız. “Ben düzen ve tertip konusunda acaba aşırıya mı kaçıyorum?” sorusunu kendinize yöneltmeli ve her sabah oğlunuz servisi kaçıracak korkusuyla hem ona çıkışıp hem de çantasını kendi ellerinizle toplamaktan vazgeçmelisiniz. Ona sadece servisin saatini ve yetişebilmek için kaç dakikası olduğunu bir kez hatırlatmakla yetinin. Belki o gün birşeylerini evde unutacak hatta servisi kaçıracaktır; ama meselenin ciddiyetini anlayabilmesi için etkili bir yöntemdir bu. Eşinize de uygun bir zamanda uygun bir dille çocukların yanında kendisini eleştirmemesini bunun doğurduğu olumsuz sonuçları örnek vererek anlatmalısınız. Bu örneği farklı olaylar için de kullanabilirsiniz. İşin püf noktası bozuk plak gibi takılıp kaldığınızı hissettiğiniz an farklı bir pencereden bakmayı denemektir.

Psikolog Neşe Özkarslı nasıl bir aile olduğunuzu tanımlamanızın gerektiğine inanıyor ve bir de ipucu veriyor size; “Pencerelerinizin açık olduğunu düşünün. Dışarıdan nasıl görünüyorsunuz? Işıklar saçan bir aile misiniz? Yoksa şimşekler mi çakıyor içeride? Sabah saatlerinde iyisiniz de akşamları mı yaşanıyor huzursuzluklar?” Ailenizi tanımlamakta zorluk çekiyorsanız ailelerde olması gereken evrensel doğrulara kulak verip bu doğruların hangilerine sahip olduğunuza bakarak bir sonuca varabilirsiniz:

Kişisel bütünlük: Duygularınızı iyi tanımalı ve ne düşünüyorsanız ona uygun davranmalısınız. Sabahleyin kayınvalidenizle atışıp akşam yemek tabaklarını eşinizin önüne fırlatırcasına koyarsanız kişisel bütünlük içinde değilsiniz demektir. Eşiniz yaptığınıza anlam veremeyecek kendisine sinirlendiğinizi zannedecek ve size öfkeyle karşılık verecek. Eşiniz sizin duygularınızı okuyan bir müneccim değildir bu yüzden ne hissediyorsanız onu açıkça söyleyin.

Koşulsuz sevgi: Eşinizi ve çocuklarınızı her türlü zaaflarına rağmen sevmelisiniz. Özellikle çocuğunuza “Dersini yapmazsan senin annen olmam.” demek yerine “ Dersini yapmadığın için üzülüyorum.” deyin.

Hakkaniyet: Hiçbir zaman kendinizin tamamen haklı karşı tarafın ise tamamen haksız olduğunu düşünmeyin. “O da haklı ben de haklıyım” diye düşünürseniz ortak bir paydada buluşmanız kolaylaşır. Bir adım geri atıp kendinizin ve eşinizin haklı olduğu yanları görmeye çalışın.

‘Bir’in değeri: Eşiniz ve çocuklarınız sizin bir uzantınız değildir. Herkesin farklı ilgi alanları farklı giyim tarzları olabilir ve çocuklarınızın biri diğerine hiç benzemeyebilir. Aile ‘birey’ olmaya giden yolda atılan ilk adımdır.

Denge: Bir gün neşeli diğer gün hüzünlü olabilirsiniz; ama bir gün içinize kapanır diğer gün herkese bağırırsanız tutarsız bir görüntü sergilersiniz. Diyelim ki işten eve çok yorgun geldiniz ve oyun oynarken odayı dağıtan çocuklarınıza “Nedir sizden çektiğim?” diye bağırmaya başladınız. Çocuklar ürküp bir kenara sindiler. Aradan bir hafta geçti patronunuz çalışmalarınızdan dolayı bir maaş ikramiye verdi. Eve uçar adımlarla geldiniz çocuklar yine oynuyorlar ve evi dağıtmışlar. Sizi görünce tedirgin oluyorlar ancak siz müthiş bir enerji ve güleryüzle onları kucaklıyor oynamaya devam etmelerini söylüyorsunuz. Sizce çocuğunuz nasıl davranması gerektiğini öğrenebilir mi bu tutarsızlık karşısında?

Bilinçli çalışma: Her işe ve herkese yeteri kadar vakit ayırmalısınız. Hayatınızı yuvarlak bir pasta olarak düşünün. Eşinize çocuğunuza kendinize ve işinize ayırdığınız dilimleri ihtiyaca göre ayarlamalısınız. Çocuğunuz hastaysa işinize ayırdığınız dilimi iyice küçültebilirsiniz ya da eşinizin yardıma ihtiyacı varsa o an kendiniz için yapacağınız bir aktiviteden vazgeçebilirsiniz. Ama hiçbir zaman dilimler arasında uçurumlar olmamasına dikkat etmelisiniz.

Sabır: Sizi öfkelendiren bir olayla karşılaştığınızda bağırmak yerine o olayda sizi neyin rahatsız ettiğini tespit etmeye çalışın. İçinize döndüğünüz kendi duygularınızı sorgulamaya başladığınız an öfkenizin hafiflediğini hissedeceksiniz.

Onura saygı: Eşlerin birbirine hakaret etmesi aşağılayıcı sözler söylemesi ilişkinin kalitesini düşürür hatta hiç silinmeyecek izler bırakır. Eşinizi çok iyi tanıdığınız için onun zaaflarını bilirsiniz; ama öfkelendiğiniz anda zayıf noktalarından vurmaya çalışmak aranızdaki saygıyı bir daha belki hiç düzelmemecesine zedeler.

Karşılıklı hizmet: Eşler birbirlerine hizmet etmekten gocunmamalı. Eşinizin perdeleri takması sizin ona bir fincan çay ikram etmeniz yemek masasını birlikte kurup kaldırmanız ve en önemlisi de yaptığınız her şeyi canı gönülden isteyerek yapmanız aranızdaki sevgi bağlarını kuvvetlendirecektir.

Gelişme–geliştirme: Aile aşırılıkların törpülendiği zıtlıkların uyum içinde yaşayabileceğinin öğrenildiği ve tüm bireylerin düşlerini gerçekleştirmesi için desteklendiği bir yapı olarak düşünülmeli ve tasarlanmalıdır.

Ailenizin değerini bilin, unutmayın ki, hiç kimse sizi onlar kadar çok sevmez ve düşünmez. Aileniz ile birlikte nice güzel, uzun sağlık dolu mutlu günler dileğimizle…

Neden Son Kahve?

Cumartesi, 24 Ekim 2009

Son kahve’de güncel her şeyi paylaşabilecek, bilgi sahibi olabileceksiniz. Son kahve de kişisel gelişiminiz açısından bir çok şeyle karşılaşacak bunları hayatınızda kullanabileceksiniz. Son kahve bir tartışma platformudur. Son kahve nin tek sahibi yoktur, sitemize destek veren herkes, paylaşım yapan herkes bu sitenin sahibidir. Sesinizi duyurmanın en kolay yolu Son Kahvedir. Bana son bir kahve yap, gözyaşın şeker olsun…

Yeniden Doğmak

Cumartesi, 24 Ekim 2009

Yeniden Doğmak;

Bazen öyle bir an gelir ki her şeyin bittiğini düşünürüz.Hayattan bıkar,her şeyden ümidimizi keser,geçmiş mutluluklarımızı hatta umutlarımızı bile umutup hayatla bağlarımızı tamamen koparmak isteriz.Bu anlar bir çoğumuza yabancı değildir.Muhakkak hepimiz hayatımızın bir döneminde yaşamışızdır bunu.Belki aramızda ölmeyi deneyenlerimiz bile olmuştur.Çünkü o anda kolay olan bize o görünmüş ve zoru sırtlanmaktansa kolayı denemeyi yeğlemişizdir. Melekler Mekanı – Yeniden doğmaya cesaretiniz varmı? Bu gibi durumlarda hiç yeniden doğmayı deneyenimiz oldu mu peki.Bakın bu hikaye bize nasıl bir ders verecek.Dikkatlice okuyun ve arkanıza yaslanıp şöyle bir düşünün.. Kartallar, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadırlar. Kartalların yaşı 40′a vardığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzar ve göğüsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal burada iki seçimden birini yapmak zorundadır; Ya ölümü seçecektir. Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir. Bu yeniden doğuş süreci, 150 gün kadar sürecektir. Bu yönde karar verirse, kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde, yuvasında kalır. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkartır. Yeni penceleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur “Yeniden Doğuş” uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir. Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız. Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız. Ancak geçmişin gereksiz safrasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlarından tam olarak yararlanabiliriz. İnsanlar ile hayvanları ayıran en önemli özelliklerden bir tanesi hayvanların düşünmemekten kaynaklanan, içgüdüsel olarak karar verebilmeleri ve uygulayabilmeleridir. İnsanoğlu düşündükçe karar vermekte zorluklar yaşıyor ve kararsızlığı seçiyor. Bazen kararlarımız acı da verse her zaman “Yeniden Doğuş”u müjdeleyebilir. Peki şimdi ne düşünüyorsunuz.Değer mi değmez mi….

Erdoğan ve Baykal buluştu

Cumartesi, 24 Ekim 2009

Başbakan Erdoğan ile CHP lideri Deniz Baykal, Ankara’da bir nikahta buluştu. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın oğlunun nikahında iki lider nikah şahidi oldu. (daha fazla…)

Almanya: Ankara ile ucu açık müzakere

Cumartesi, 24 Ekim 2009

Almanya’da 27 Eylül’de yapılan genel seçimlerden sonra Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU), Hristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) ve Hür Demokrat Parti (FDP) arasında 3 haftadır süren görüşmeler sonunda üzerinde anlaşmaya varılan koalisyon protokolü bugün basına açıklandı. Protokolde, Türkiye’nin AB ile müzakerelerinin ” ucu açık ” olarak sürdürülmesi öngörülüyor.  (daha fazla…)

Trabzon kendini affettirdi

Cumartesi, 24 Ekim 2009

Süper Lig’in 10. haftasının açılış maçında evinde Kayserispor’u ağırlayan Trabzonspor, karşılaşmadan 2-1 galibiyetle ayrıldı ve kendini taraftarına affettirdi. (daha fazla…)

İsrail’den Ankara’ya sıcak mesajlar

Cumartesi, 24 Ekim 2009

İsrail Başbakan Yardımcısı, Türkiye ile İsrail arasında son zamanlarda yaşanan gelişmelerin geçici olduğunu düşündüğünü söyledi ve sıcak mesajlar verdi: (daha fazla…)

Güzel Türk Kahvesi Nasıl Yapılır?

Cumartesi, 24 Ekim 2009

Herkes çok güzel Türk kahvesi yapmak ister, şimdi gelelim nasıl çok Güzel Türk kahvesi yapılır sorusuna.

Öncelikle her fincan için 2gram yani 2 küçük kaşıkla içme suyunun içine atıyoruz ardından fincanın başından ayrılmadan köpürene kadar karıştırıyoruz.  İşte güzel Türk kahvesinin sırrı bu.

Türk Kahvesine Yeni Tatlar Ekledi, Satışını Katladı

Çarşamba, 21 Ekim 2009

İzmir’in tarihi çarşısı Kemeraltı’nda dededen kalma kuru kahvecilik mesleğini yürüten İlyas GÖNEN, ithal aromalı kahvelerle rekabet edebilmek için yaptığı ürün geliştirme çabasıyla, sektöründe bir innovasyon öyküsüne imza attı. (daha fazla…)