Diyelim ki bir kâhine iki soru sorma fırsatını yakaladınız.
Ne sorardınız?
Soracağınız ilk soru büyük ihtimale “Hayatımın anlamı nedir?”
olurdu. Ve birbiriyle bağlantılı bu iki sorunun ikincisi ise
“Bütün bunların anlamı nedir?” veya “Hayatın kendisinin
anlamı nedir?” olurdu. Hayatın amacı ufka benzer: Ne kadar
ilerlerseniz, o bir o kadar uzaklaşır. (daha fazla…)
‘Kişisel Gelişim’ kategorisi için Arşiv
Ajala
Çarşamba, 10 Mart 2010CocoCola Türk çalışanlarının Sırrı
Perşembe, 29 Ekim 2009Yurtdışında top koşturan futbolculara, teknik direktörlere, binlerce kişiyi kendine hayran bırakan doktorlara alışmıştık da, Muhtar Kent Coca Cola’nın en tepesine oturunca sanki başka bir gevşeme oldu yüzümüzde. Bu denli “liderlik” becerilerinin rekabette olduğu bir alanda Türk yöneticinin ipi göğüslemesi çok alışkın olmadığımız bir durumdu ne de olsa… Ama Coca Cola’nın uluslararası yapısına bakıldığında zirveye doğru tırmanan daha fazla Türk yönetici olduğunu görüyoruz. Şirketin faaliyet gösterdiği on ülkeden yedisinde genel müdür koltuğunu Türk yöneticiler dolduruyor. Peki neden? Türkiye’de bulunan onlarca uluslararası şirket arasında, neden Coca Cola’da Türkler bu kadar “top” seviyeye yükseliyor? Bu, şirketin bakış açısından mı yoksa Türk yöneticilerden mi kaynaklanıyor?
Avrupa’nın dördüncü büyük pazarı
Coca Cola Türkiye Bölgesi Başkanı Hüseyin Akın’a göre her iki şık da sorunun doğru yanıtını içeriyor. Türk yöneticilerin kişilik özellikleri de şirkette uygulanan lider yetiştirme programlarının başarısı da önemli faktörler. Akın kişilik özellikleriyle ilgili şunları söylüyor: “Diğer ülkeleri de dolaştığınızda görüyorsunuz ki, Türk yöneticiler daha girişimci ve ortama kolay uyum sağlayan esnek kişiliğe sahip. Bilgi birikimlerini ortama göre uyarlayabiliyorlar. Bu, özellikle bizim bulunduğumuz Avrasya coğrafyasında çok önemli bir kriter.”
Diğer taraftan Coca Cola’nın gerçek anlamda bir global yönetim yapısı içerdiğine de vurgu yapıyor Akın. 2000’den bu yana şirketin başında Amerikalı bir CEO’nun bulunmamasını örnek gösteriyor ve hemen ekliyor: “Bu yapı içinde Türkiye’nin son altı yılda gerçekleştirdiği müthiş performansı da unutmamak lazım. Tüm ülkeler içinde 12’nci sıraya yükseldik. Avrupa’da dördüncüyüz, Rusya ve Hindistan gibi büyük pazarların önünde yer alıyoruz.”
Üst yöneticilerin yüzde 80’i içerden
Coca Cola Türkiye’de altı yıldır uygulanan “Yetenek Yönetimi Programı”nın başarısına da vurgu yapıyor Akın. “Şu anki üst düzey yöneticilerin yüzde 80’i burada çekirdekten yetişmiştir” diyor. Coca Cola usulü yetenek yönetimi programı ise şöyle çalışıyor: Satış şefi, mühendis, yardımcı uzman gibi pozisyonlarda çalışanlar şirketin odaklandığı ve yatırım yaptığı grubu oluşturuyor. Bu kişiler bir değerlendirme sürecinden geçiriliyor. Belli performans puanlama sistemi var. Burada başarı gösterenler, hem potansiyel hem de performans olarak yüksek puan alanlar, kişisel gelişim ve eğitim programlarıyla destekleniyorlar. Bunun yanı sıra CCİ Kampus adında bir portal var. Burada e-eğitim alıyorlar. Ayrıca şirket içinde 10 kişilik bir eğitim kadrosu var. Yine kişisel gelişim, pazarlık yapma becerileri gibi alanlarda eğitim veriliyor.
Ayrıca yine şirket içinde Satış Akademisi faaliyet gösteriyor. Burada potansiyeli yüksek ve şirkette bir yıldır şef, yardımcı uzman gibi pozisyonlarda çalışan kişiler bir haftalık satış eğitiminden geçiriliyor. Yılda iki-üç kez gerçekleşen akademi programlarına 20’şer kişi katılıyor.
“Kadınlara pozitif ayrımcılık yapıyorum”
Coca Cola’ya satış altyapısından katılan Hüseyin Akın için, Satış Akademi’ndeki yönetici adaylarıyla zaman geçirmek çok önemli. Bu nedenle her programda mutlaka katılımcılarla bir akşam yemeği yiyerek, o gecesini yönetici adaylarına ayırdığını söylüyor. Ve şunları anlatıyor: “Ben bu yemeklere ‘atış serbest’ diyorum. Gece yarısına kadar onlarla kalıyorum. Neler yaptıklarını anlatıyor, sormak istedikleri her şeyi soruyorlar. Bu eğitimde olmayan, bir bakıma sosyalleşme ve motivasyon seansı oluyor. Onlara moral veriyor. Bana da büyük bir enerji. Şarj olduğumu hissediyorum. Satış ekibinde bayan çalışan sayısı az olduğundan, onları özellikle destekliyorum. Kadının her türlü sürece eşit oranda katılması gerektiğine inandığımdan pozitif ayrımcılık yapıyorum.”
Her yöneticinin yedeği var
Belli pozisyonlardaki çalışanlara uygulanan değerlendirme sürecinden, bir yedekleme planı çıkarılıyor Coca Cola’da. Bunun için çalışanın, hem performans hem de potansiyel çizelgesinde tepe noktasına çıkması gerekiyor.
Hüseyin Akın, bugün itibariyle şirket içinde her yöneticinin yüzde 90 oranında fiili yedeği bulunduğunu söylüyor. Ayrıca her yöneticinin üç yıl sonrası için de bir yedeği var.
Mutlu olma taktikleri
Perşembe, 29 Ekim 20091. Kişisel problemlerinizi kişisel tutmaya özen gösterin: Kişisel meselelerinizle fazlaca uğraştığınız zaman işinize konsantre olmakta ve mutlu olmakta güçlük çekersiniz. Hiç kimsenin kişisel yaşamı tamamıyla problemsiz olamaz, öncelikle bunun farkına varın. Nasıl eve gittiğinizde işi unutup, kendinize ait zamanın değerini bilmeniz gerekiyorsa, aynı şekilde işte de işinize odaklanabilmeniz ve verimli olabilmeniz için kişisel sıkıntılarınızı evde bırakmalısınız.
2. Ofisinizi yuvaya dönüştürün: Günün en az 8 saatini işinizde geçiriyorsunuz -ki bu süre muhtemelen yatağınızda geçirdiğiniz süreden daha uzun.- Bu yüzden ofisinizi size ait kılın, çalışma alanınızı şirket politikası izin verdiği ölçüde kendinize göre dekore edin ve ofisinizde olabildiğince konforlu ve rahat olmaya çalışın.
3. Kendinize bir ofis destek sistemi kurun: Sizinkine benzer geçmiş ve hayat tarzlarında olan iş arkadaşlarına sahip olmak, ofiste üzerinizden çokça baskıyı alacaktır. Duygularınızı sizi anlayan kişilere dillendirebilmeniz, stresinizi büyük ölçüde azaltmanıza yardımcı olacaktır.
4. Sağlıklı beslenin ve bol bol su için: İyi beslenmek ve bol bol su içmek işyerinizdeki enerji ve genel tutumunuzda büyük fark yaratacaktır.
5. Organize olun: Elinizdeki iş yükünü tamamlamak için kendinize bir program çizelgesi hazırlayın. İş yükünden boğulduğunuzu ve nasıl başa çıkacağınızı düşündüğünüz, işteki memnuniyetsizliğinizi arttıracaktır. Bu yüzden proaktif olup kontrolü elinize aldığınızda, kendinizi daha memnun, güvenli ve motive hissedeceksiniz.
6. Hareket edin: Ofiste masa başı çalışmak, bazen çok hareketsiz ve sabit bir iş hayatına sebep olabiliyor. Bu yüzden hem sağlığınız hem de mutluluğunuz için mesai süreniz içerisinde zaman zaman yerinizden kalkıp, biraz hareket etmeye gayret edin.
7. İş arkadaşlarınızı değiştirmeye çalışmayın: Kimseyi değiştiremezsiniz. Yalnızca sizin onlara verdiğiniz reaksiyonu değiştirebilirsiniz. Başka kişilerin hareketlerinin sizi etkilemesine izin vermeyin. Sadece anlaşmazlıkları çözmenin yollarını arayın ve rahatsız edici durumların oluşmasını önlemeye çalışın.
8. Kendinizi ödüllendirin: İşinizin dışında kendinize bir ödül belirleyin. İster arkadaşlarla akşam yemeği, ister sinema, ister spor, ister manikür olsun arada sırada kendinizi şımartın. Evdeki stres nasıl işinizi olumsuz etkilerse, aynı şekilde hayatınızın olumlu yönleri de ofisteki modunuzu olumlu etkileyecektir, bunu unutmayın.
9. Arada bir soluk alın: Ayaklarınız kapalı durun, kollarınızı yanlarda sabit bırakın ve derin nefes alın. Gün içerisinde bunu sık sık tekrarlayın.
10. Pozitife odaklanın: İşte sevdiğiniz şeyleri belirleyin. Bunlar sadece sevdiğiniz iş arkadaşlarınız veya ofisinizde pencereden gördüğünüz güzel manzara gibi basit şeyler de olabilir. Kişi kendi kafa yapısını kendisi yaratır. Eğer aklınızda işinizle ilgili sevdiğiniz pozitif noktalara vurgu yaparsanız, işiniz daha keyifli hale gelecektir. Negatif şeyler hakkında üzülmek sizi zaman içerisinde boğacaktır.
Yeniden Doğmak
Cumartesi, 24 Ekim 2009Yeniden Doğmak;
Bazen öyle bir an gelir ki her şeyin bittiğini düşünürüz.Hayattan bıkar,her şeyden ümidimizi keser,geçmiş mutluluklarımızı hatta umutlarımızı bile umutup hayatla bağlarımızı tamamen koparmak isteriz.Bu anlar bir çoğumuza yabancı değildir.Muhakkak hepimiz hayatımızın bir döneminde yaşamışızdır bunu.Belki aramızda ölmeyi deneyenlerimiz bile olmuştur.Çünkü o anda kolay olan bize o görünmüş ve zoru sırtlanmaktansa kolayı denemeyi yeğlemişizdir. Melekler Mekanı – Yeniden doğmaya cesaretiniz varmı? Bu gibi durumlarda hiç yeniden doğmayı deneyenimiz oldu mu peki.Bakın bu hikaye bize nasıl bir ders verecek.Dikkatlice okuyun ve arkanıza yaslanıp şöyle bir düşünün.. Kartallar, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadırlar. Kartalların yaşı 40′a vardığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzar ve göğüsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal burada iki seçimden birini yapmak zorundadır; Ya ölümü seçecektir. Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir. Bu yeniden doğuş süreci, 150 gün kadar sürecektir. Bu yönde karar verirse, kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde, yuvasında kalır. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkartır. Yeni penceleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur “Yeniden Doğuş” uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir. Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız. Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız. Ancak geçmişin gereksiz safrasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlarından tam olarak yararlanabiliriz. İnsanlar ile hayvanları ayıran en önemli özelliklerden bir tanesi hayvanların düşünmemekten kaynaklanan, içgüdüsel olarak karar verebilmeleri ve uygulayabilmeleridir. İnsanoğlu düşündükçe karar vermekte zorluklar yaşıyor ve kararsızlığı seçiyor. Bazen kararlarımız acı da verse her zaman “Yeniden Doğuş”u müjdeleyebilir. Peki şimdi ne düşünüyorsunuz.Değer mi değmez mi….
Türk Kahvesine Yeni Tatlar Ekledi, Satışını Katladı
Çarşamba, 21 Ekim 2009İzmir’in tarihi çarşısı Kemeraltı’nda dededen kalma kuru kahvecilik mesleğini yürüten İlyas GÖNEN, ithal aromalı kahvelerle rekabet edebilmek için yaptığı ürün geliştirme çabasıyla, sektöründe bir innovasyon öyküsüne imza attı. (daha fazla…)